22 Eylül 2014 Pazartesi

Masumiyet Müzesi'nin üzerine...

Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi'ni bu hafta sonu ağlayarak bitirdim...

Uzun zaman sonra ilk kez bir kitapta bu kadar derin bir üzüntü yaşıyordum. Bittikten sonra "Şimdi ben n'apıcam Çukurcuma'sız" dedim... Kemal'in, Fusun'a 9 yıl boyunca duyduğu bana göre saptantılı, hatta biraz hastalığa  bürünmüş aşkından ziyade, Fusün'un elinin, teninin, vücudunun değdiği her şeyi bir tarihi esermişcesine saklamasıydı beni en derinden etkileyen...

Ben de bazı zamanlar kendimi Kemal gibi hissediyorum. O kadar çok şey saklıyorum ki... Ve zamanla onlara bakıp mutlu oluyorum. Sakladığım kalem, peçete, sigara izmariti, şeker paketi gibi herhangi bir şey, onu elime aldığım anda bana mutluluk veriyor. Sevgimin gerçekliğini ve 'sahiden' varoluşunu bana hissettiyor... Tıpkı Kemal'in hisleri gibi....

''8 yıl boyunca bir gün karşılaşırız diye yürüdüm bütün Taksim sokaklarını"

Hayatını insanların üzerilerinde en çok vakit geçirdikleri ama sorsan en mutsuz oldukları ofis masalarına benzetiyordu. Çekmeceler, çekm...